Osmanlı Kültürünü Yaşatma DerneğiOsmanlı'nın çöküşü

Osmanlı'nın çöküşü

4253 readings

Bir zamanlar Osmanlı, tıpkı bu şiirdeki gibi bir masal ülkesiydi. İnsanlarının çoğunluğu tasavvufu yaşıyordu. Esnafı, sanatkarı elindeki işi hep en iyi şekilde yapmaya çalışırlardı. Çeliğe çifte su katmanın tekniğinin, zamanımıza kadar solmadan kalan kök boyaların, hala daha rengi ve parlaklığı yakalanamayan çinilerin sırrı hep Osmanlı'da saklı. Kadılar padişahları dahi yargılayabilirlerdi. Askerler geçtikleri yerlerde meyve bahçelerinden meyve alırlarsa, her bir meyvenin yerine bir kese altın asarlardı. Sabah namazından sonra kimse uyumazdı. Komşu dükkanlar birbirlerinin gözünün içine bakarlardı; kendisi siftahını yaptıysa komşusu da yaptı mı diye. Güleç yüzlü, şen dervişlerin diyarıydı Osmanlı. Onlar tasavvufu yaşardı. Sarayda tasavvuf vardı. Çarşıda tasavvuf vardı. Evde tasavvuf vardı. Sonra yavaş yavaş bozuldu masal ülkesi; eridi, tükendi, yıkıldı. Nasıl mı?

Saraya Allah'ın evliyasının yerine cinci hocalar girdiler ve yerleştiler. Unutmayın Osmanlı'nın yükselme devresi boyunca sarayda bütün padişahlar tasavvuftandı. Hepsinin de mürşidleri vardı ve her biri o mürşidin Allah'tan aldığı emirleri yaparak o şerefli yere geldiler; emri ifa ederek.

Sevgili ziyaretçiler, Osmanlı tarihinin yükselme devresine (1299-1699; dörtyüz yıl) dikkatle bakın. Nesilden nesile hep; ama hep evliyaların ülkenin hayatında en önemli rolü oynadıklarını göreceksiniz. 
Tasavvuf, Allah'ın bütün güzelliklerini hem esnaf kesimine, hem asker kesime yaşatmış. Hem asker kesiminde, hem esnaf kesiminde bütün esnaf, bütün asker tasavvuf mensubuydu. Saraydaki padişah da ona bağlı olan onun yakın idare merkezinde bulundurduğu kişiler, yakın çevresi, hepsi tasavvuftandı. Böyle olunca ne olur? Böyle olunca Allah'ın ordusu olur. Böyle olunca Allah'ın esnafı olur.

400 sene dünya üzerinde Nizam-ı âlem bir Osmanlı oluştu; aleme nizam veren Osmanlı.

Sonra mı? Sonra saraydan başlayarak her yere cinci hocalar girdiler ve adım adım tasavvufu; yani Allah'a teslim olma sistemini, lonca sistemini pare pare parçaladılar. Neticede esnaf adım adım ahlâkın dışına taştı ve hangi okuldan olursa olsun yetişenler artık eskisi gibi aynı standartlara bağlı değildi.

Mesela bir yeniçeri teşkilatına baktığımız zaman başlangıçta yeniçeri ocağına tasavvufa girmeyen, bir mürşide tâbî olmayan hiç kimsenin girmesi mümkün değildi. Yeniçeri evlenemezdi. Yeniçeri sadece askerdi ve muhteşem bir kudret gösterisinin sahibiydi. Ama saraya cinci hocaların girmesi sadece sarayı paralize etmedi. Her tarafa bunlar yayıldılar ve yeniçeri ocağında da artık insanların sadece küçük bir kısmı tasavvuftandı. Çoğu tasavvuf dışındaydı, herkes evleniyordu, herkes ticaret yapıyordu. Yetmez bir de gidip yeniçeri ocağından hiç oraya uğramadığı halde ücret alıyordu. Bu noktaya gelmişti iş ve bunların arkasında hep tasavvufun düşmanlarının, Allah'ın düşmanlarının oynadığı şeytani oyunlar yer almıştı.

Biliyorsunuz ki Osmanlı'yı yükselme devresi boyunca en üstün noktalara taşıyan bir grup insan, akıncılardı. İbrahim Paşa, zamanında onları sıfırlanıncaya kadar, yalnız bırakarak savaş alanına sürdü. Onların yok olmasına sebebiyet verdi. Allah'ın düşmanları Allah'ın dostlarının kökünü kazıdılar.

Sevgili ziyaretçiler, işte bugün gene o ahlaksız ortam bütün boyutlarıyla ortada değil mi? Her türlü ahlaksızlığın, rüşvetin, suistimalin, devletin soyulmasının bütün boyutlarıyla devrede olduğu bir dönemde yaşamıyor muyuz? Aynı şey değil mi yaşanan? Ülkenin kurtuluşu ahlaklı bir kadronun, rüşvet almayacak bir kadronun, suistimallere katılmayacak olan bir kadronun görev almasıyla ancak gerçekleşir ve böyle bir kadro Türkiye'de mevcuttur.

Sevgili ziyaretçiler muhtevaya dikkatle bakın ahlâk diye artık bir mevcudiyet yok.. Ahlâkî yapımız mahvolmuş. Bugün de Türkiye'de cinci hocalar Türkiye'nin her yerinde faaliyettedir, hüküm fermadır. Bir taraftan büyü yaparlar, hüddam yaparlar; öbür taraftan da bunları bozarlar. Hem büyüyü yaptırandan, hüddamı yaptırandan para alırlar; hem de o yaptıkları büyüyü bozdukları zaman cinlerin ve büyünün tasallutuna uğramış zavallı insanlardan bir defa daha para alırlar ve şeytanla işbirliğine dayalı bir hayat yaşarlar.

Sevgili kardeşlerim, bir gün bu ülke mutlaka Osmanlı'ya lâyık bir ülke olacaktır. O'nun, Osmanlı'nın mirasına sahip olan, Osmanlı'nın torunları hamd olsun ki bu güzelliğin sahipliğini kıyamete kadar sürdüreceklerdir. 

Share

 

Osmanlı

Osmanlı mûsikîsi

Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk müzisyenlerinin askerî, dini, klâsik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanattır.

Devamı

Osmanlı sanatı

Osmanlı sanatının kaynağını hep İslam‘dan aldı. Osmanlı sanatı deyince aklıma gelen Osmanlı mimarisi ve o mimarideki insan hizmetine sunulmak için yapılmış...

Devamı