Osmanlı da Bir Gün

3598 readings

OSMANLI’DA BİR GÜN

 

Ahmet Haşim’in ışıkta başlayıp ışıkta biten on iki saatlik kısa, hafif, yaşanması kolay bir gün”dediği Müslüman gününün başlangıcını şafağın parıltıları ve sonunu akşamın ışıkları tayin ederdi. Evlerin kapısı sabah namazı ile birlikte açılır, yatsı namazından sonra kapanırdı.

Gün sabah ezanı ile başlayıp akşam ezanı ile bittiği için, yılın değişik zamanlarında çalışma süreleri buna göre ayarlanırdı.

Mantran’ın tesbitiyle “Günün ritmi yavaş ve acelesizdi. Telaş bilinmemekte; bunun tamamen tersine dostlarla, meslektaşlarla olan selamlaşmalarda, konuşma ve pazarlıklarda uslu bir yavaşlık vardı.” Bu yavaşlıktan kasıt hiçbir şeyin aceleyi gerektirmemesiydi ama bu tembellik veya kayıtsızlık anlamına gelmemekteydi. Bu bir karakter yapısıydı ve başarıya engel değildi.

Çünkü; Osmanlı; “Her işin bir sonuca varacağı; sonuçta da hayır olacağı” bilincindeydi.

Sabah namazı, mahalledeki mescitte komşularla; öyle ve ikindi namazı ise çarsıdaki camide meslektaşlarla görüşme ve aynı zamanda dinlenme zamanıydı. Cuma günü ise, bayram günü gibi selatin camilerde toplumsal kaynaşma günüydü. (Selatin; Osmanlı Devleti’nde sultanların yaptırdığı camilere verilen addır. Camilerde birden fazla minare var ise, bu o caminin selatin camisi olduğunun işaretidir.)

Evlerde haftanın bir günü çamaşır ve temizlik günüydü ki bu gün Cumadan bir gün önceki Perşembeye denk getirilirdi.

Akşam yemeklerinde, aile fertlerinin tamamı mutlaka eve dönmekte ve bir araya gelmekteydi. Bayram, kutsal günler, kına gecesi, çeyiz alayı, düğün vb. gibi özel günlerde hısım akraba ve konu komşu da buluşurdu. Uzun kış geceleri, aileler bir araya toplanır ve mangal başında tandır sohbetleri yapılır, kitaplar okunurdu.

  Günlük hayatın akışında olduğu gibi, ömür hayatının akışında da aynı titizlik ve beraberlik anlayışı, çocuk yaşlardan itibaren vurgulanırdı. Çocuk uygun yaşa geldiğinde, konu komşunun, hısım akrabanın da katılımıyla “âmin alayı” düzenlenir ve çocuğun mektebe başlaması, evden mektebe kadar dualarla, ilâhîlerle kutlanır ve okunan Kur’ân-ı Kerim’in ardından ikram yapılırdı. Sünnet, nişan, düğün, cenaze merasimlerinde de benzer şekilde dua ve mevlit okuma uygulamaları vardı.    

Share

 

Osmanlı

Osmanlı mûsikîsi

Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk müzisyenlerinin askerî, dini, klâsik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanattır.

Devamı

Osmanlı sanatı

Osmanlı sanatının kaynağını hep İslam‘dan aldı. Osmanlı sanatı deyince aklıma gelen Osmanlı mimarisi ve o mimarideki insan hizmetine sunulmak için yapılmış...

Devamı