Osmanlı Kültürünü Yaşatma DerneğiOsmanlı’da AileYABANCI GÖZÜYLE OSMANLI DA AİLE HUZURU

Yabancı Gözüyle Osmanlı da Aile Huzuru

2097 readings

YABANCI GÖZÜYLE OSMANLI’DA AİLE HUZURU

 

Batı ülkelerinde bir lise öğrencisi eski metinleri okur ve anlar. Siz bir harf devrimi yaptınız, eski metinler, kütüphanelerde kaldı. Eski metinler, zamanında çok ağdalı idi. Binaenaleyh Türk tarihçisine çok önemli vazife düşmektedir. Tarih, milletin hafızasıdır; tarihini bilmeyen millet, hafızasını kaybetmiş insana benzer.” ( B. Lewis)

 

Tarihimizden milletimizin yapısına dikkat edecek olursak “Bir milletin aile yapısı sağlam ise, devlet yapısının da sağlam ve uzun ömürlü olduğunu ve bunun en güzel örneğinin de Osmanlı toplumu olduğunu görürüz. Zaman zaman devlet bünyesinde görülen çatlaklara, isyanlara dayanıklılık; aile sayesinde toplumun geneline sıçramış ve bu millet en zor dönemlerde bile içinde bulunduğu halden sağlam aile yapısı sayesinde rahatça silkinip ayakları üstünde durmasını başarmıştı.            Osmanlı’da aile sağlamlığını temin eden başlıca amil, dînimizin bildirdiği şekilde erkek ve kadının yaratılış gayelerine uygun olarak toplumda yerini almış olmasıydı. Erkek, rızkı temin için dış hizmette; hanım ise, aile yuvasını ve nesli muhafazada içerde vazife görmüştü. Bu güzel iş bölümünün bir semeresi olarak da toplumun huzur kaynağı olan: “Büyüklere hürmet ve itaat, küçüklere şefkat ve muhabbet” prensibi teşekkül etmişti.

Osmanlı’da, bir ailede; evin reisi sıfatıyla babanın, onun yardımcısı sıfatıyla ananın ve onların gözlerinin nuru olarak da evlatlarının vazifeleri ayrı ayrı ve en mükemmel surette belirlenmişti. Özellikle çocuklar, ana-babalarına karşı hürmet, itaat ve gerekli hizmetle mükellefti. Eğer ayrı yerlerde ya da muhtelif şehirlerde yaşıyorlarsa, küçükler için “sıla”, yani ana-babanın olduğu yere gidip onları ziyaret etmeleri ve onların gönüllerini almaları mecburiyeti vardı.            İşte bundan dolayı Osmanlı ailesi huzurluydu. Maddi sıkıntılar, geçim darlığı bu huzuru bozamıyordu. Geniş, büyük aile yapısı sevgi ve hürmeti artırıyordu. Osmanlı’nın bu huzurlu ve birbirine kenetli aile yapısı yabancı seyyahların da dikkatini çekdi. A. Brayer bu konuda şöyle der:

“Osmanlı’da çocuklar, yetişip olgunluk yaşına geldikleri zaman ana ve babalarının yanlarında bulunmakla iftihar ederler. Oysa diğer memleketlerde çok defa çocuklar olgunluk çağına girer girmez, ana ve babalarından ayrılırlar. Hatta bazen kendileri refah içinde yaşadıkları halde onları sefalete yakın bir hayat içinde bırakırlar. Bunlar, ana-babalarına karşı onların kendilerine çok ihtiyaçları olduğu bir devrede adeta yabancılaşırlar. Sevgi saygı diye bir şey kalmaz.”

           Meşhur Fransız edibi Pierre Loti de şöyle der:

 

“Dünyanın hiçbir evinde, bir erkek hanımına bu derece saygılı ve hayran olamaz! Bu gerçeğin sırrı, Türk evinin, kadını tarafından hazırlanışındadır. Evin sahibesi olan kadının giyinişi, başındaki örtüden ayaklarında bulunan nefis işlemeli kumaşlı terliklere kadar ahenk içindedir. Kadın evine o kadar düşkün, temizliğine o kadar meraklı, kocasının ev hasretini giderecek öylesine bir zekâ ve eğitime sahiptir ki, evin erkeği akşamüzeri büyük bir hasretle kapıdan girer. Kadının temizliği maddi planda bir çiçek kadar saftır. Bu madde temizliği kadının nefs tezkiyesi temizliğinden gelir. O kadın içki, kumar ve dış dünyayı bilmez. Kavga gürültü nedir bilmez. Gönlünü Allah'a, kocasına, çocuklarına bağlar. Zihnini fuzuli şeylerden koruduğu için rahat ve huzurludur. Dolayısıyla ahlâklıdır. Böyle olunca yuvasının hürmete şayan, şerefli bir unsuru olur...”

Share

 

Osmanlı

Osmanlı mûsikîsi

Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk müzisyenlerinin askerî, dini, klâsik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanattır.

Devamı

Osmanlı sanatı

Osmanlı sanatının kaynağını hep İslam‘dan aldı. Osmanlı sanatı deyince aklıma gelen Osmanlı mimarisi ve o mimarideki insan hizmetine sunulmak için yapılmış...

Devamı