ORHAN GAZİ VE GEYİKLİ BABA

1713 readings

ORHAN GAZİ VE GEYİKLİ BABA

Savaşlarda daima ordusunun başında olan Orhan Gazi’nin en önemli başarısı Bursa’nın 6 Nisan 1326’da alınmasıydı. Devletin merkezi Bilecik’ten Bursa’ya nakledildi. Bursa’nın fethinde Geyikli Baba da Osmanlı mücahitlerinin arasındaydı. Fetih sırasında bir geyiğe bindi ve elinde altmış okkalık bir kılıç olduğu halde en ön saflarda çarpıştı. Bu sebepten dolayı kendisine “Geyikli Baba” dendi. Kalenin fethinde pek çok kerametleri görüldü. Fetihten sonra Uludağ’a yerleşen Geyikli Baba burada kurduğu dergâhında Allah’a yaşarken ulaşma dileği ile yananlara gerçek İslâmiyet’i anlattı.

Bursa’nın fethinin, evliyanın yardımı ile gerçekleştirildiğinin bilincinde olan Orhan Gazi, onların bereketli dualarına kavuşmak için bir imaret yaptırdı. Evliyayı Bursa’ya davet etti. Bursa’nın fethinden sonra göremediği Geyikli Baba’nın da gelmesini istedi: “Eğer gelmezse ben varıp elini öpeyim.” dedi. Sultanın sözü Geyikli Baba’ya arz edilerek Bursa’ya davet edildi. Geyikli Baba bu davete rıza göstermedi ve şöyle buyurdu:

 - Sakın Orhan Gazi de gelmesin!

 Geyikli Baba’ya

- Bari Orhan Gazi için dua et, dediklerinde, Geyikli Baba dedi ki:

- Biz onu hatırımızdan çıkarmayız! Her zaman devletine dua ile meşgulüz. Onun İslâmiyet’e hizmeti sebebiyle sevgi ve muhabbeti kalbimize taht kurmuştur. Öyle bir vakitte yanına varacağım ki; onun ve neslinin kök salması için dua edeceğim.

Durumu bildirdiklerinde Orhan Gazi:

- Sabırla onun geleceği günü bekleyeceğim, dedi.

Geyikli Baba, bir gün dergâhının yanından bir ağaç dalı keserek omuzuna aldı ve yola koyuldu. Hiçbir yere uğramadan doğruca Bursa Hisarı’na vardı. Sultanın sarayına girip bahçenin bir köşesine yanında getirdiği dalı dikmeye başladı. Onu görenler hemen koşup Orhan Gazi’ye haber verdiler:

- Sultanım bir derviş gelmiş, sarayın bahçesine ağaç dikiyor!

Orhan Gazi hemen dışarı çıktı. Gözleri sevinç gözyaşları ile doldu. Bahçede gördüğü kişinin Geyikli Baba olduğunu biliyordu. Herkese sessiz olmalarını, saygıda kusur etmemelerini bildirdi.

Geyikli Baba, getirdiği ağaç dalını dikmeyi bitirince doğruldu ve Orhan Gazi’ye hitaben:

- Bu anımız, burada kaldıkça evliyanın duası senin ve neslinin üzerindedir. Senin neslin ve devletin bu ağaç gibi kök salacak, dalları çok uzaklara ulaşacak, evlâtların İslâm dînine çok hizmet edecekler, dedi ve İbrâhîm Suresi 24. ve 25. âyet-i kerimeleri okudu:

 

Bismillâhirrahmânirrahîm

14/İBRÂHÎM-24: E lem tere keyfe daraballâhu meselen kelimeten tayyibeten ke şeceretin tayyibetin asluhâ sâbitun ve fer'uhâ fis semâ(semâi).

Allah nasıl örnek verdi, görmedin mi? Güzel bir söz, güzel bir ağaç gibidir. Onun aslı sabittir (kökü topraktadır). Ve onun dalları semadadır.

 

14/İBRÂHÎM-25: Tu’tî ukulehâ kulle hînin bi izni rabbihâ, ve yadrıbullâhul emsâle lin nâsi leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).

O her zaman Rabbinin izni ile meyvesini verir. Ve Allah, insanlara örnek (darb-ı misal) verir. Böylece (umulur ki;) onlar tezekkür ederler.

 

Âyet-i kerimeleri okuyup bitiren Geyikli Baba az sonra da geldiği gibi gitti. Diktiği ağaç, ulu bir çınar oldu. O ağacın bugün Bursa’da Hz. Üftade’ye giden Kavaklı Caddesi’ndeki çınar ağacı olduğu söylenmektedir.

Share

 

Osmanlı

Osmanlı mûsikîsi

Osmanlı mûsikîsi, Osmanlı saray veya halk müzisyenlerinin askerî, dini, klâsik ve folklorik türlerde ürettiği ve toplumun her kesiminde kullanılmış bir sanattır.

Devamı

Osmanlı sanatı

Osmanlı sanatının kaynağını hep İslam‘dan aldı. Osmanlı sanatı deyince aklıma gelen Osmanlı mimarisi ve o mimarideki insan hizmetine sunulmak için yapılmış...

Devamı